Eskar köyünden kadınlar: Korku içinde yaşıyoruz

  • 09:10 27 Mayıs 2021
  • Güncel
Derya Ren - Rojda Aydın
 
DİYARBAKIR - Kulp’a bağlı Eskar köyünde 13 Mayıs'ta başlatılan askeri operasyonda kimyasal madde kullanıldığı iddia edilirken, onlarca ağacın askerler tarafından kesildiği öğrenildi. Köyde yaşayan kadınlar, “Operasyonlar esnasında mahsur kaldık, korku içinde yaşıyoruz” dedi. 
 
Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı Yaylak (Eskar) Mahallesi kırsalına yönelik 13 Mayıs’ta başlatılan hava destekli askeri operasyon 19 Mayıs'ta sona erdi. Operasyonun başladığı ilk günden itibaren köy ablukaya alınırken, köy yakınında bulunan baz istasyonunun bağlantısı askerler tarafından kesildi.
 
Öte yandan Dorşin ve Saravan bölgelerinde askerlerin hala bulunduğu ve filli olarak operasyona devam ettikleri belirtilirken, operasyon sürecinde bir HPG'linin yaşamını yitirdiği ve Kendal Barut isimli HPG'linin yaralandığı, daha sonra Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldığı öğrenildi.
 
Köylülerin iddialarına göre bölgede kimyasal kullanıldığı da kaydedilirken, köy muhtarı tarafından operasyon öncesi köy yollarının da temizlendiği belirtildi. 
 
'Aileden günlerce haber alamadık'
 
Yaklaşık 15 yıldır Eskar köyünde yaşadığını belirten Neslihan Yaman, köye geldiği günden bu yana sürekli operasyonların olduğunu kaydetti. Operasyonlardan dolayı her zaman tedirgin olduklarının altını çizen Neslihan, "Ben operasyonlar yapıldığı zaman köyden uzaklaşmaktan korkuyorum. Çünkü askerler ve korucular her yeri ablukaya alıyor. Birkaç kere yapılan operasyonlardan kaynaklı 11 yaşında olan oğlum çok korktu. Helikopterler çevreyi bombalarken, çobanlar koyunlarını otlatmaya götürmüşlerdi. Öte yandan bombalamanın olduğu yere çok yakın bir aile vardı, biz onlardan günlerce haber alamadık. Kimse bize bilgi de vermiyordu. Operasyonun yaşandığı arazide çobanlar mahsur kaldı" dedi.
 
'Operasyon bölgesinde mahsur kalıyoruz'
 
Operasyonun bayramın ilk gününde başladığını hatırlatan Neslihan, bombalama yapıldığı zaman eşinin keçileri otlatmaya götürdüğünü söyledi. Neslihan, "Keçiler eve geldi ancak eşimin gelmediğini görünce çok korktum. Çünkü her yerden bombalar yağıyordu. Operasyon başladığında bizim evlerden çıkmamamız gerektiği söylendi. Ancak buralar bizim yaşam alanımız. Dışarıya çıkmadan ne yapabiliriz ki? Çobanlar operasyon bölgesinde mahsur kaldıklarından kaynaklı üzerinde bulunan tişörtleri çıkarıp bizim görmemiz için sallamışlardı. Köy muhtarı operasyonun olacağı bilgisini bize vermiyor, bundan kaynaklı bizler de koyunlarımızı, keçilerimizi otlatmaya çıkarıyoruz. Ama daha sonra da operasyon bölgesinde mahsur kalıyoruz" diye aktardı.
 
‘Korku içinde yaşıyoruz'
 
Yaklaşık 80 aracın operasyon için asker taşıdığını belirten Neslihan, "Operasyonun başladığı gün muhtarı aradık. Bize bilgi vermesini istedik, çünkü bizim ormanlık alanda çobanlarımız ve hayvanlarımız vardı. Ancak muhtar bize, 'Ben ne yapayım?' diyor biz her zaman korku içerisinde yaşıyoruz. Her gün buralar bombalanıyor. Bu da onların zülumkarlığından geliyor. Doğamızı katlediyorlar. Helikopterlerin inebilmesi için onlarca ağaç kesildi" dedi.
 
'Operasyonlar başladığında tuvalete bile çıkamadık'
 
Köylerinin 90’lı yıllarda yakılması ardından Kulp merkeze taşınmak zorunda kaldıklarını söyleyen Fahriye Yaman, daha sonra yeniden  köye döndüklerini ifade etti. Operasyonlar olduğunda kapı önüne dahi çıkamadıklarını kaydeden Fahriye, “Tuvalete bile gidemiyorduk. Operasyon başladığında biz dışarıdaydık, büyük bir patlama olduğunu duyduk. Patlamayla beraber her yer sarsıldı. Benim çocuklarım dışarıya hayvanları otlatmaya gitmişlerdi. Ben onların başına bir şey geldi diye çok korktum. Daha sonra çocuklarım döndü ancak helikopterler aşağıyı bombaladıkları ve taradıkları için boş kovanlar aşağıya düşmüştü. Benim oğlumun omzunu sıyırmıştı. Muhtar operasyon öncesinde yolları temizliyor, üzerinden birkaç gün geçtikten sonra operasyon başlıyor" sözlerini kullandı.
 
Bombalamanın ardından toz bulutunun oluştuğunu söyleyen Fahriye, diğer köylülerin, operasyon esnasında kimyasal silah kullanıldığı iddiasına ilişkin şu sözlere yer verdi: "Bombalama oldu. Daha sonra da çevreye çok güzel bir koku yayıldı. Ama bu konunun kimyasal silahlardan mı yoksa başka bir şey mi olduğunu bilmiyorum. Biz kardeşiz, neden bunları yapıyoruz. Biz yaşananlar karşısında nerelere gidelim."
 
'Fotokapanlardan dolayı tuvalete bile çıkamıyoruz'
 
Operasyonlar olduğu sırada kızının iki defa kriz geçirip bayıldığını ifade eden Zekiye Yaman ise "Kızım bombalama olduğunda birden çığlık attı. Daha sonra dışarıda bayıldığını gördük. Kendine geldikten sonra içeriye aldık. Ancak daha sonra tekrardan patlama sesleri gelmeye başladı. Kızım tekrardan bayıldı. Şebeke noktalarını kestiklerinden kaynaklı ilçe ile iletişime de geçemedik. Kızımı zor bela hastaneye kaldırdık. Bombalamalardan kaynaklı hayvanlarımız telef oldu. Bölgeye fotokapanlar yerleştirildiğinden kaynaklı tuvalete dahi çıkamıyoruz. Tuvalet ihtiyacımızı ahırda gidermek zorunda kalıyoruz. Devlettir zulüm ediyor ben bunun karşısında ne yapabilirim. Muhtarı arıyoruz ancak bize net bir bilgi vermiyor. Biz de bu operasyonlardan kaynaklı ne yapacağımızı bilemiyoruz" dedi.
 
Operasyon esnasında bölgeye kokuların yayıldığını söyleyen Zekiye, ancak kokunun nereden geldiğini bilmediklerini belirtti. Zekiye, kokunun kimyasal madde olabileceğini de iddia ederek, "Kokuyla beraber dağ başını büyük bir duman kapladı. Ben savaş olmasını istemiyorum. Neden gelip yaşam alanlarımızı bombalıyorlar. Biz bunu kabul etmeyeceğiz" diye konuştu.