ÖHD’den “Şengal’de Köle Pazarı, Ankara’da Derin Devlet” paneli

  • 15:58 16 Ekim 2021
  • Güncel
ANKARA  -  ÖHD Ankara Şubesi Kadın Komisyonu tarafından “Şengal’de Köle Pazarı, Ankara’da Derin Devlet”  konulu panelde, çetelerin “anti terörizm” adı altında yargılandığına dikkat çekilerek, “Bu kanunda cinsel şiddet tanınmıyor. Hakikatlerde ortaya çıkarılmıyor” denildi.
 
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şube Kadın Komisyonu, “Şengal’de Köle Pazarı, Ankara’da Derin Devlet” konulu panel düzenledi. Mülkiyeliler Birliği’nde düzenlenen panelin, moderatörlüğünü avukat Sipan Cizreli yaptı. Panelde, hukukçu araştırmacı Gülay Bor, “2014 Êzidî Soykırımı ve Adalet Mücadelesi”, gazeteci Hale Gönültaş, “IŞİD’in Türkiye’deki varlığı, kaçırılan Êzidî kadın ve çocukların durumu”, avukat Cemile Turhallı Balsak ise “Êzidî Soykırımı’nın Cinsiyetçi yönü” başlıkları üzerinden söz aldı. Panele, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara İl Eşbaşkanları, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube yöneticileri ve çok sayıda kadın katıldı. 
 
6 bin 412 Êzidî kaçırıldı’
 
İlk olarak söz alan Gülay Bor, Êzidîliğin Mezopotamya’nın kadim dinlerinden biri olduğunu söyledi. Gülay, “Yanlış bir niteleme sonucu Êzidî dini, radikal İslamcıların hedefinde olan bir din. 2 milyon Êzidî, fetva sonucu öldürüldüğü tahmin ediliyor. Êzidîlerin çoğunlukla Irak’ta yaşadığını biliyoruz.  2014’te başlayan Soykırım Êzidîleri ortadan kaldırma kastı olduğunu IŞİD’in kendi yayınladığı belgelerden oldukça net bir şekilde görebiliyoruz.  Bu ideoloji doğrultusunda Êzidî kadınlar ve erkekler birbirinden ayrıldı. Zorla Müslümanlaştırılan erkekler ayrıldı ve çocuklar zorla silah altına alındı.  60 yaşından büyük kadınlar infaz edildi. Küçük yaşta çocuklar cinsel şiddete maruz kaldı, cinsel esarete zorlandılar. 3 Ağustos’tan beri 3 milyon Êzidînin infaz edildiğini tahmin ediyoruz.  6 bin 412 kişi kaçırıldı ve binlerce Êzidî kayıp” dedi.
 
‘Hakikatler ortaya çıkarılmıyor’
 
DAİŞ çetelerinin yargılanmasına dikkat çeken Gülay, uluslararası mahkemelerin “insanlığa karşı suçları” yargılamak için kurulduğunu kaydetti. Gülay, “Bütün ülkeler çok rahat bir şekilde IŞİD üyelerini yargılaması gerekirken, yargılama kurumları kurulmadı. Irak’ta Êzidîlerin maruz kaldığı suçların kanunlarda düzenlenmediğini görüyoruz. Irak’ta IŞİD üyeleri ‘anti terörizm’ adı altında yargılanıyor. Bu kanun adı altında IŞİD üyelerinin yargılanması tam olarak bir yargılamadan söz edemiyoruz. Bu kanunda cinsel şiddetler tanınmıyor. Sorumluluk derecesine bakılmadan bu kanun altında mahkum olan birçok kişi idam ediliyor. Kısa süren duruşmaların sonucunda hakikatin ortaya çıkarılmadığı yargılamalardan söz ediyoruz” diye belirtti.
 
‘Êzidîlere yönelik suç işlendi’
 
BM tarafından (UNITAD) isimli bir soruşturma ekibinin kurulduğunu, bu soruşturma ekibinin Êzidîlerin maruz kaldığı sorunları araştırdığını söyleyen Gülay, “Bu soruşturma ekibi soykırım olarak resmen tanınmış oldu. Bin 444 tane failin Êzidîlere yönelik suç işlendiğini tespit etti. Bu tespitler çok iyi ama bu ‘bin 444 kişi nerede yargılanacak?’ soruları var. Sık sık Irak hükümeti ile bu suçların kanunlaştırması için bir işbirliği içerisinde olduğunu söylüyor” ifadeleri kullandı. 
 
2015’te platform kuruldu 
 
Ardından söz alan avukat Cemile Turhallı Balsak ise “Êzidî Soykırımı’nın Cinsiyetçi yönünden” söz etti. Yaşamını yitiren Êzidî kadınları anarak sözlerine başlayan Cemile, kadınlarla birlikte kurdukları platformdan söz etti. Cemile, “3 Ağustos 2014 tarihi sonrasında bu soykırım yaşandı. Bu soykırım etkileri hala devam ediyor. Diyarbakır’da yaşayan kadınlar olarak ne yapabiliriz dedik. Bir yıl süreçte, yakalanan IŞİD üyeleri, kaçırılan kadınlara baktığımız da bu soykırımda neler yaşandığını daha iyi anladık ve ihtiyaç doğrultusunda ‘Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu Girişimi’ kuruldu.  Kürdistan’da, Avrupa’da Kıbrıs’ta ve Türkiye’de binlerce kadın 2015 sonrası bu platform çalışmalarına başladık”  dedi. 
 
‘Kadın ‘ana ve vatandır’ metaforu kadınlarla özdeşleştirilir’
 
Savaşların her ne kadar bir toplumun imhasını hedef alsa da, asıl hedefin kadınlar olduğunu dile getiren Cemile, “Savaşlarda kadının ana hedef olduğunu görüyoruz. Kitlesel tecavüzler ana stratejik olarak ele alınıyor. Kadın bedeninin ele geçirilmesinin zafer olarak sembolleştiğini görüyoruz. ‘Kadın anadır, vatandır’ metaforu hep kadın üzerinden özdeşleştirilir. Bir savaş taktiği olarak her defasında tecavüzlerin devreye girdiğini görüyoruz. Kadının birey olmasından ziyade, kadının mensup olduğu toplum onun üzerinden kadının bedenini ele geçirme düşüncesiyle toplumu ortadan kaldırmaya yönelen bir süreç oluyor. Şiddetin arkasındaki temelin bireye saldırısından çok toplumun hedef olduğu görülüyor” diye belirtti. 
 
‘İstismar edilen birçok kadın intihar etti’
 
Êzidî kadınlarla yaptıkları görüşmeleri anlatan Cemile, şöyle devam etti: “Êzidî bekar kadınlar IŞİD’lilerin kendilerine dokunmaması için evli olduklarını söylüyorlardı ve kendilerini böyle kurtarmaya çalışıyorlar. IŞİD’in bakire genç kadınları yanlarına aldıkları için genç kadınların yanlarındaki çocuğu kendilerinin çocuğu gibiymiş gösterdiler. IŞİD üyeleri bunlara inanmadığı için kadınları bekaret testine de maruz bıraktıklarını söylediler. Görüştüğümüz bütün kadınların hepsi tecavüze maruz kalmıştı. Bazıları 100’ün üzerinde IŞİD üyeleri tarafından tecavüze maruz kaldığını anlattı. Êzidîlikte tecavüz bir dışlanma olduğu için, istismar edilen birçok kadın ‘bizi cemaatimize almayacaklar’ diyerek intihar etti.  Buna rağmen yine cemaat, istismar edilen, tecavüz edilen kadınların hepsinin kadınlara sormadan, kadınların seçim hakları olmaksızın cemaat üyeleri olan erkeklerle evlendirildiler.”
 
‘IŞİD’liler sahte kimliklerle Türkiye’ye giriş yapıyor’
 
Son olarak konuşan, gazeteci Hale Gönültaş, “IŞİD’in Türkiye’deki varlığı kaçırılan Êzidî kadın ve çocukların durumuna” ilişkin söz aldı. Ankara, Altındağ, Pursaklar, Sincan ilçelerinde yoğunluklu olarak DAİŞ çetelerinin olduğuna vurgu yapan Hale, “Ankara’nın dışında Urfa, Maraş, Yozgat gibi şehirlerde IŞİD militanları bulunuyor. Polis kimi zaman operasyon yapıyor. Çoğunlukla operasyonlar yabancı ülkelerden IŞİD’e katılan kişilere yapılıyor. IŞİD’e yönelik operasyonlar yapılsa bile çok hukuki süreci bilemiyoruz.  IŞİD militanları Türkiye’ye Irak ve Suriye’deki güç kaybından sonra Suriye sınırından Türkiye’ye geliyorlar. İnsan kaçakçılığı ile sahte pasaport ve kimliklerle Türkiye’ye giriş yapıyorlar ve kendilerini kaybettirmek zor olmuyor” dedi. 
 
‘Derin interneti polisler de takip ediyor’
 
DAİŞ çetelerinin başkaları tarafından kentlere götürüldüğüne işaret eden Hale, çetelerin sosyal yaşamlarını çok rahat geçirebildiğine dikkat çekti. Hale, “IŞİD’liler Türkiye’ye gelmek istediğinde önce eş ve çocuklarını getirtiyorlar sınırda çok kalabalık gelmiyorlar. Pazar’dan satın aldıkları Êzidî kadın ve çocukları kendi eşleriyle birlikte getirtiyorlar. Ankara’da Sincan, Çubuk gibi yerlerde ev kiralıyorlar ve burada yaşıyorlar. 2017 tarihinde Ankara Ulus’ta Êzidî bir kız çocuğu ‘derin internette’ satışa çıkarılmıştı ve gece kulübünde çalışanlar IŞİD’liler aracılık yapıyorlar.  Derin internet ‘terör örgütlerin’ olduğu bir mecra. Bu mecrada IŞİD’in bir satış odası var. Bu odada zaman zaman pazarlık açılıyor. IŞİD’liler, ellerindeki kadınların ve çocukların fotoğrafları oluyor. Duhok, Musul’da Êzidîler yakınlarını bulmak için kayıtlar Irak’taki ailelere bildiriliyor ve derin internetten kadın ve çocuklar açık artırmayla satılıyor. Bu açık artırmayı polis de takip ediyor” ifadelerini kullanıyor.
 
Panel, sinevizyon gösteriminin ardından soru cevap şeklinde sona erdi.