Saliha Aydeniz: Çözümün muhattabı Sayın Abdullah Öcalan’dır

  • 17:09 16 Ekim 2021
  • Güncel
DİYARBAKIR - Diyarbakır'daki kadın mitinginde konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, “Çözümün tek muhattabı Sayın Abdullah Öcalan’dır” dedi. 
 
Tevgera Jinên Azad (TJA) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Kadın Meclisi öncülüğünde "Irkçılığa ve cinsiyetçiliğe êdî bese, şimdi kadın özgürlük zamanı" şiarıyla Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda kadın mitingi gerçekleştirildi. Mitinge Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Demokratik Toplum Kongresi (DTK), HDP Gençlik Meclisi, HDP ve DBP bölge kentlerinin il ve ilçe örgütleri, Barış Anneleri Meclisi, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Sivil Toplum Örgütleri (STÖ) katıldı. 
 
Miting alanına, “Lı dıji nıjadpereste u zayendeperestiye dem dema azadiya jıneye”, “Tüm kadınlar özgürleşene kadar yürüyeceğiz” pankartları asılırken, Deniz Poyraz’ın resminin bulunduğu dövizler, “Jin jiyan azadi” nin yazıldığı flamalar, “Örgütlenelim özgürleşelim”, “Talana karşı ve “Kadın yoksulluğuna hayır” lolipopları taşındı. Kadınlar sık sık “Jin jiyan azadi” sloganını attı. 
 
‘Kadınlara söz verdik’
 
İlk olarak konuşan Nuran İmir, kadınları selamlayarak konuşmasına başladı. Nuran, bugünün önemli bir gün olduğunu söyleyerek Kürt kadınların zorluk, baskı ve saldırılar sonucu bu alanda olduğunu belirtti. Nuran, “Bize saldıranlar bizi tarihten tanısınlar bilsinler. Bugün de kadınlar olarak tüm heyecan ve mücadelemizle bu alandayız. Sakine, Leyla, Fidan, Seve, Hevrin, Pakize ve nice kadınlara söz verdik. Mücadelede yaşamını yitiren tüm kadınları saygıyla anıyorum. Leyle Güven, Sebahat Tuncel, Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak, Ayşe Gökkan ve tutuklu bulunan binlerce kadın yoldaşlarımıza selamlarımızı gönderiyoruz” dedi. 
 
‘Kadınların mücadelesi engellenmeye çalışılıyor’
 
Kadınların verdiği mücadelenin baskıcı ve eril zihniyet tarafından engellenmeye çalışıldığını kaydeden Nuran, kadınlara katliam ve tutuklamayla bitirilmeye çalışıldığına dikkat çekti. Nuran, “Sokaklarda bedenler teşhir edildi, Deniz Poyraz katledildi. Yüzlerce kadın derneği kapatıldı. Kadın kurumları kapatıldı ve binlerce kadın tutuklandı. Kadın derneklerine kurumlarına erkekler atandı. Biz kadınların en büyük kazanımı İstanbul Sözleşmesi bir gecede feshedildi. Her konuşmalarında mücadele eden ve özgür olan kadınları istemediklerini söylediler. Onlar köle istiyor ama asla köleliği kabul etmiyoruz. Bizler mücadelemizde geri adım atmayacak ve devam ettireceğiz. Kadının mücadelesini büyüteceğiz, eylemlerimizi genişleteceğiz. Bu yolun sonunda özgürlük var ve bu kadın mücadelesiyle olacaktır. Botandan Serhat'a kadınlar burada. Mutlaka kazanacağız mutlaka kazanacağız” şeklinde konuştu.
 
Yıllardır İmralı Cezaevi’nde PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın tecrit altında olduğunu vurgulayan Nuran, “Baskıcı sistem İmralı’da Sayın Öcalan üzerine tecrit yürütüyor. Yıllardır avukatlar ve ailesiyle görüştürülmüyor. Var olan bu tecrit sadece İmralı'da değil tüm tutuklular ve toplum üzerinde yürütülüyor” sözlerine yer verdi. 
 
‘Kürt kadınları Ortadoğu kadınlarına güç oldu’
 
Nuran son olarak, “En çok kadın katliamı AKP döneminde yaşandı. Kadın bedeni ve kadın iradesi üzerinde kirli politikalarını yürütüyor. Bilsinler ki bu politikaları nasıl ki bugün boşa çıkardıysak bundan sonra da boşa çıkaracağız. Kadın düşmanlığı sadece Kürdistan’da değil Türkiye metropollerinde de aynısı yaşanıyor. Artık bu saldırılara ve katliamlara tahammülümüz kalmadı. Özgür yaşamı inşaa edeceğiz. Nasıl ki Ortadoğu kadınları Kürt kadınlarından güç alarak mücadele yürütüyor. Kadınlar geri adım atmadı atmayacak da” dedi. 
 
Dünya Kadın Yürüyüşü Komitesi'nin miting alanında "Tüm kadınlar özgürleşene kadar yürüyeceğiz" yazılı pankartı asılırken, miting için gönderdiği mektup da okundu. Mektupta  tüm kadınların yaşam ve özgürlük mücadelesi selamlanırken, devamında şunlar belirtildi: "'Tüm Kadınlar Özgürleşene Kadar Yürüyeceğiz' diyerek yürüyüşümüze devam eden biz kadınlar, kapitalizmin, faşizmin, ırkçılığın, erkek egemen sistemin yarattığı her türlü şiddete karşı mücadele etmekteyiz. 17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü’nde, Dünya Kadın Yürüyüşünün de belirttiği gibi biz kadınlar yaşanan gerçekliklere dikkat çekiyoruz. Geçmişten günümüze, halklarımıza ve özellikle de kadınlara yönelik ayrımcılık, baskı ve sömürüyle; suyun, toprağın ve enerji kaynaklarının yağmalanmasıyla; haklarımızın gasp edilmesiyle kar elde eden kapitalizmi, erkek egemenliğini ve bunların ulus ötesi şirketler ve ulusal oligarşiler gibi kurumlarını kınıyoruz.
 
Harekete geçiyoruz 
 
Kadınlar, dünyanın dört bir yanında çeşitli baskılara maruz kalmaktadırlar. Kadınların ezilmesine ve egemenlik altına alınmasına, sömürülmesine, adaletsizliğe, savaşı, şiddeti besleyen sınırsız kar hırsına ve benciliğe son verilmesi için mücadele ediyor, bunun için harekete geçiyoruz. Dünya nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan kadınlar olarak, yaşadığımız devletler ve toplumlar içinde üretimimiz ve emeğimiz hiçbir şekilde görülmemekte, yaptığımız işler tanınmamaktadır. Cinsiyetçiliğin ve ideolojisinin halen hüküm sürdüğü günümüzde kadınların yoksullaşması daha da artmaktadır.  Kadına yönelik şiddet biçimlerinden biri olan ekonomik şiddet de bunlardan bir tanesidir. Kamu hizmeti bütçelerinde kadın ve çocuklara ayrılan miktarlar her gün daha fazla kesintilere uğrayarak, bu kesintiler savaşın ve çatışmanın olduğu yerlere aktarılmaktadır.
 
Dayanışmayı büyüterek özgürleşiyoruz
 
Kapitalizmin çok yönlü bir kriz içinde olması, yaşamakta olduğumuz pandemiyi de fırsata çevirerek bu krizi kendi lehine çevirmektedir. Böyle bir krizde başta kadınlar olmak üzere emekçiler, işçiler, işsizler, çocuklar, toplumun sömürülen tüm kesimleri etkilenmiştir. Pandemi koşullarında kadına yönelik erkek şiddetin daha da artarak, kadın cinayetleri ve kadına yönelik her türlü şiddet tırmanarak büyümüştür. Kapitalizm, birikim süreçlerinde, doğanın gaspı, emeğin sömürüsü, eğitim, sağlık, kadın bedeninin kontrolünde, şiddet ve askeri güç kullanarak, aynı mekanizmalarla kendisini sürekli yenilemektedir. Bu zihniyete karşı dünya kadınlarıyla birlikte mücadele etmekteyiz. Tüm dünyada kadınların rengi, dili, dini, ırkı ne olursa olsun birlikte örgütlenerek, mücadele ederek ve dayanışmayı büyüterek özgürleşiyoruz. Tüm kadınlar özgürleşene kadar yürüyeceğiz."
 
Ardından söz alan Saliha Aydeniz, miting alanında kadınların seslerini yükseltmelerine tahammülsüzlüklerin söz konusu olduğunu ifade etti. "Dersim’den Amed’e, Botan’dan Serhat'a" kadınların her alanda olduklarını  söyleyen Saliha, şu ifadelere yer verdi:
 
“Kadınlar asla bir adım geri atmayacak. İtaatlara boyun eğmeyecek. Kadınların renklerine zılgıtlarına tahammül edemiyor. Camiyi bile karakola çevirdiler. Kadınların özgürlüğünden korkuyorlar, çünkü kadınlar asla örgütlülüğünden, alanları dokdurmaktan vazgeçmeyecektir. Bütün kuşatmalarınız hiçbirimizin geri adım atmasına engel olamayacak. Kadınlar tarihten bugüne mücadele ederek geldi. Şehit olan kadınları saygıyla anıyorum.  Özgürlük için saltanatı yıkmak için geri durmayan siyasi tutsaklara da binlerce selam gönderiyoruz. Burada bulunan annelerimizin ve Barış Anneleri'nin elinden öpüyorum. Kadınlar bir aydır sokak sokak, mahalle mahalle çalıştılar. Biliyoruz ki on binlerce kadına ulaşıldı. Baskılardan dolayı buraya gelemeyen kadınların sesini buradan yükselteceğiz. Bu iktidar kadın, Kürt doğa düşmanıdır. Gittiğimiz her yerde kadınların söylediği tek şey asla boyun eğmeyecekleridir. Kadınların özgürlüğü oluşmadıkça alanlarda olmaya devam edeceğiz.
 
Bugün toplumun bu kadar baskı altında olmasının nedeni İmralı’da uygulanan tecrittir. Yürütülen bütün kirli politikaların nedeni tecrittir. İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan’ın sesi yükseldiğinde demokrasi gelişecek. Sesi Ortadoğu’ya demokrasi getirecek. Onlar demokrasiden ve özgürlükten korkuyor. Bugün Kürdistan’ı gezip siyaset yapanlar son günlerde muhattaplık diyorlar. Her yerde milyon kere söyledik Kürt halkı, kadınları, Kürdistan halkları açısından muhattap bellidir. Muhattap Sayın Öcalan’dır. Bu sorun ancak İmralı’da çözülür. Kürtler öyle sözlere, somut olmayan adımlara bakmıyor. Kürtler somut adım bekliyor. 
 
‘Tutsakların iradesini teslim alamayacaksınız’
 
İktidar zihniyeti toplumu zapt u rapt altına alarak, askerle, polisle bastırmaya çalışıyor ve tutuklayarak cezaevine gönderiyor.  Bugün Türkiye ve Kürdistan cezaevleri işkencehaneye dönüşmüş. 80’lerde başaramadıklarını şimdi başarmak istiyorlar ama bilsinler ki asla cezaevinde bulunan tutsakların iradesini teslim alamayacaklar. Cezaevlerinden tek bir kişi iradesini size bırakamayacaktır. En çok da Kürt kadınları.
 
‘Biz kadınlar ulusal birliğin öncüsü olacağız’
 
Kürt sorununu çözmek yerine Kürdistan’ın her yerinde savaş politikaları yürütüyorlar. Kandan, gözyaşından savaştan besleniyorlar. AKP ve MHP savaşta ayakta kalmaya çalışıyor.  Bu savaş politikası ülkede birçok krizi kendisiyle birlikte getiriyor. Siyasi krizin birinci nedeni çözümsüzlükte ısrar etmektir.  Kadınlar her zaman alanlarda olarak kültürüne, diline, örgütlülüğüne sahip çıkacak ve üstüne düşen rolünü üstlenecek. Tek çözüm beraber birlikte yan yana demokratik zemin ittifağı inşa etmektir. En elzem olan ise Kürt kadınları olarak ulusal birliği inşa etmemizdir. Ulusal birlik öncülüğünü biz kadınlar yapacağız.”
 
Miting, kadınların zılgıtları eşliğinde halaylar eşliğinde sona erdi.